Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları ve Gelişmeler – 1929-1938

Cumhuriyetin ilk yıllarında alınan ekonomik ve siyasi kararlar tamamen yeni devletin temellerini oluşturmaya yönelikti. Nitekim İzmir İktisat Kongresi çerçevesinde alınan kararlar ve uygulamalar bunun için güzel bir taban oluşturmuştu. 1929 tarihi itibariyle Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları çerçevesinde çeşitli kalkınma planları devreye koyulmuş, fabrikalar, bankalar açılmıştır.

En basit haliyle bu dönemde, ülke sanayisinin temelini oluşturacak yatırımlar gerçekleştirilmeye çalışılmış, karma ekonomi sistemi benimsenmeye başlamış ve 1933 yılında Sümerbank kurulmuştur. Şimdi bu dönemde alınan kararlar ve ekonomi politikalarına bakalım.

1929-1938 Yılları Arasında Uygulanan Politikalar ve Gelişmeler

Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan ekonomi politikalarının ikinci dönemi olarak adlandırabileceğimiz 1929-1938 dönemi devletçilik ilkesi ve açısından önemli konulara sahne olmuştur.

1923-1929 yılları arasında devletin isteğiyle özel sektöre dayalı bir sanayileşme politikası üzerine gidilmiş, kalkınmanın da buna bağlı olacağı öngörülmüştü. Fakat bu uygulama sonucunda durumun böyle olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim hükümette bu sonuçtan memnun olmamıştır.

Bu politikalarla birlikte bir de 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ortaya çıkınca farklı politikaları uygulamaya karar verilmiştir. Bu nedenle devletin ön planda olduğu bir sanayileşme modeli arayışına girilmiştir. Bu da peşinden planlı bir sanayileşme sürecini peşinden getirmiştir. Bu nedenle bu döneme “Planlı Sanayileşme Dönemi” adını da verebiliriz.

Planlı Sanayileşme Dönemi - Bilginin Deposu
Planlı Sanayileşme Dönemi

Planlı Sanayileşme Dönemi Çalışmaları

Bu dönemde 1930 yılı tarihli İktisadi Vaziyetimize Dair Rapor ile adımı atılan çalışmalar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin mali ve teknik destek vermesiyle çalışmalar başlamıştır. Bu dönem uzun sürse de 1934 tarihinde Amerikalı uzmanlardan da alınan destekler ile planlı dönem resmi olarak başlamıştır.

Yukarıda saydığımız gibi devletçi ekonomi politikalarına geçilmesi başta özel sektörde yaşanan başarısızlık olmak üzere bazı durumlar nedeniyle gerçekleşmiştir. Bu nedenlere ve faktörlere bakacak olursak;

  • 1923-1929 yıları arasında izlenen liberal ekonomi politikalarından arzulanan sonuç elde edilememesi.
  • 1929 Büyük Dünya Bunalımının dünya ölçeğinde tüm ekonomileri olumsuz etkilemesi.
  • SSCB’de uygulanmakta olan planlı ekonomi politikalarının ilk sonuçlarının başarılı olması.
  • Klasik ekonomi politikalarının 1929 bunalımına çözüm üretememesi üzerine devletin ekonomiye müdahalesini savunan görüşlerin popülerlik kazanması.

şeklinde listeleme yapabiliriz.

Büyük Buhran - Bilginin Deposu
Büyük Buhran

1929 Büyük Buhran Etkileri

Hiç kuşkusuz yeni kurulmuş bir devletin uyguladığı politikalar ile ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemde bu gelişmelerin üzerine bir de tüm dünyayı saran ekonomik krizin etkileri çok acımasız olmuştur. Özellikle buhranın merkezi Amerika uzun yıllar bunun acısını çekse de bu süre sonunda doğru politikalar ile krizden kurtulmuştur.

Elbette tüm dünyayı saran bu buhran Türkiye Ekonomisi üzerinde de etkiler bırakmıştır. İlk olarak Türk Lirası değer kaybetmeye başlamış ve ihraç malları da fiyat düşüşü yaşamıştır. Bu durumda dış ticaret dengesi üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Buradan zincirleme bir etki olarak de sanayi ürünlerinden ziyade tarım ürünleri çok büyük gerileme yaşamıştır.

Tüm bunlara rağmen bu yeni ülkeye bu buhranın etkisi diğer dünya ülkelerine nazaran daha hafif olmuştur. Bunun en büyük sebebi de ülke ekonomisinin yeni yeni temellere oturtulması, bu nedenle de dünya ekonomisine entegrasyonunun henüz tam olarak gerçekleşmemesi, ihracat mallarının sadece tarım ürünlerinden oluşmaması gösterilmiştir.

Yine de Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri 1930 yılı başında kriz için önlemler ve kararlar almıştır. Burada çok önemli iki karar vardır.

  • Kamu harcamalarını kamu gelirlerine uygun olarak dengelemek.
  • İthalata sınırlamalar getirerek, dış ticaretin açık değil fazla vermesini sağlamak.
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı - Atatürk Dönemi Ekonomi
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı – Atatürk Dönemi Ekonomi

Kalkınma Planları – Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı

Geride kalan 10 yıllık dönemde uygulanan ekonomi planları neticesinde 1933 yılına gelindiğinde çeşitli planlamalara gidilmiştir. 1934 yılında uygulamaya konulacak olan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, bu planlamaların başlamasında ilk yol olmuştur. Bu planlarda asıl amaç Türkiye ekonomisinin gelişmesi için hızlı sanayileşme politikaları uygulamaya konularak ekonominin gelişmesini sağlamaktır.

Adından da anlaşılacağı üzere Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı sadece sanayi sektörünü kapsamakta ve diğer sektörleri içermemekteydi. Burada ilginç bir ayrıntıyı da vermemiz gerekiyor. 1930’lu yılların başında sanayi sektörü GSMH içerisinde sadece yüzde 15’lik bir paya sahipti. Bu planla birlikte geride kalan yüzde 85’lik kısım plan dışı kalmış oldu.

Şimdi Birinci Beş Yıllık Sanayi Kalkınma Planı’nın amaçlarına bakalım;

  • Ana hammaddeleri ülkede yetişen veya kısa zamanda temini mümkün görülen sanayi dallarını ele alması.
  • Kurulacak bu fabrikalar büyük sermaye ve teknik güce ihtiyaç gösteren fabrikalar oldukları için kuruluşlarının devlete veya milli kuruluşlara bırakılması.
  • Kurulması düşünülen fabrikaların üretim kapasitelerinin ihtiyaç ve tüketim ile doğru orantılı olmasıdır.

Bu kalkınma planı ile kurulması ön görülen sanayi gruplarına bir bakalım;

  • Dokuma Sektörü (Pamuk, Kendir, Yün)
  • Maden Sektörü (Demir-Çelik, Kükürt, Bakır)
  • Kağıt Sektörü (Selüloz)
  • Kimya Sektörü (Suni İpek, Fosforik Asit, Süper Fosfat, Kireç Kaymağı, Posata, Kibrit)
  • Taş-Toprak Sektörü (Cam, Çimento, Şişe, Seramik)

şeklindedir. Bu sektörlerde 20 kadar fabrikanın kurulması ön görülmüş ve 43.453.000 TL yatırım öngörülmüştür. Bu yatırım tutarını da Sümerbank ve İş Bankası karşılayacaktı.

Uygulanan devletçi sanayileşme sürecinin finansmanı sırasında ülke içi ve dışı borç yükü artmadığı gibi istikrarlı para politikası sağlanmıştır.Finansmanın temel kaynağını tüketim malları üzerine konulan vergiler oluşturmuştur.

1929-1938 Türkiye Ekonomisi’nin Durumu

1923 ile 1938 yılları arasında 1929 yılına kadar temel politikalar ile özel girişimin sanayi sektörünü geliştirmesi ön görülürken, 1929 yılı sonrası özel sektörün başarısız olması nedeniyle devlet eliyle sanayileşme konusunu ön plana çıkarmıştır. 1923-1929 arası sanayileşmenin özel sektör eliyle yapılmak istenmesinin temel sebebi devletin Osmanlı Devleti’nden kalan borçları ödemesi ve 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran olarak gösterilmektedir.

Bu süreçte yaşanan en önemli gelişmelerden biri hiç kuşkusuz 11 Haziran 1930 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurulması olmuştur. Devletten bağımsız olarak (ki bu dünyada bir ilktir.) anonim şirket statüsünde kurulan TCMB’nin hisselerinin bir kısmı maaşlarından taksitle kesilerek devlet memurlarına devredilmiş ve hazinenin payı da yüzde 15 gibi düşük bir rakam ile sınırlandırılmıştır.

Ekonomik kalkınma sürecinde takip edilen devletçi politikalar sonucu 1929-1938 yılları arasında devlet bankaları kurularak faaliyete geçirilmiştir. Bu bankaları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

  • Sümerbank
  • Etibank
  • Denizbank
  • Belediyeler Bankası
  • Türkiye Halk Bankası
  • C. Ziraat Bankası (Yeni Düzenleme ile)
  • Türk Ticaret Bankası

Bankaların kurulduğu bu dönemde Türkiye’de 21’i yerel, 2’si devlet bankası, 9’u da yabancı banka olmak üzere toplam 32 banka faaliyetine son verilerek kapatılmıştır.

Yine yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı vergilere son verilirken, 1929 Büyük Dünya Bunalımı sonucu olarak da vergi gelirleri düşmesi nedeniyle, 1931 İktisadi Buhran Vergisi, 1933 Muvazene Vergisi ve 1936 Hava Kuvvetlerine Yardım Vergisi kanun ile getirilmiştir. Bu vergiler, çalışan kesim ile kazanç vergisi mükelleflerini kapsamaktaydı.

Cumhuriyet Dönemi Sanayileşme - Atatürk Dönemi Ekonomi
Cumhuriyet Dönemi Sanayileşme – Atatürk Dönemi Ekonomi

Gelelim Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı sürecinde yaşananlara. 17 Nisan 1934’de kabul edilen ve uygulamaya alınan kalkınma planı neticesinde tekstil, kendirkesen, demir-çelik, porselen-çini, kağıt, şeker ve gül sanayileri gibi sektörler konulu üretimhaneler, fabrikalar açılmıştır ve bu sektörlere yatırımlar gerçekleşmiştir. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde açılan fabrikalar aşağıdaki gibi listeleyebiliriz.

  • 1934 Bakırköy Bez Fabrikası
  • 1934 Keçiborlu Kükürt Fabrikası
  • 1935 Kayseri Bez Fabrikası
  • 1935 Paşabahçe Cam Fabrikası
  • 1935 Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası
  • 1936 İzmit Birinci Kağıt Fabrikası
  • 1936 Çubuk Barajı
  • 1937 Nazilli Basma Fabrikası
  • 1937 Ereğli Bez Fabrikası,
  • 1938 Gemlik Suni İpek Fabrikası
  • 1938 Bursa Merinos Fabrikası
  • 1938 Divriği Demir Madeni İşletmesi

Açılarak ekonomiye kazandırılmıştır. Bu kurumlar dışında kalkınma planı çerçevesinde açılan kurumlar;

  • Başvekalet İstatistik Genel Müdürlüğü (1930),
  • Tekel Genel Müdürlüğü (1931),
  • PTT Genel Müdürlüğü (1933),
  • Hava Yolları İşletmesi (1933),
  • Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü (1935),
  • Maden Tetkik Arama Enstitüsü(1935),
  • Elektrik İşleri Etüd İdaresi (1935),
  • Tapu Kadastro Umum Müdürlüğü (1936),
  • Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (1937)

şeklindedir.

Bu dönemde tarım alanında yaşanan en önemli gelişme de 1923 yılında Ziraat Bankası’na bağlı olarak kurulan ve daha sonra 1938 yılında bağımsız bir kamu kuruluşu olarak yola devam eden Toprak Mahsülleri Ofisi kuruluşudur.

Yine 1935 yılında da madencilik sektörünü kontrol altında tutabilmek adına Maden Tetkik Arama Enstitüsü ve Etibank kurulmuştur.

SONUÇ

Buradan çıkarabileceğimiz en net sonuç, yeni kurulan devletin aldığı doğru kararlar neticesinde ilk olarak ekonominin temellerini oluşturmaya çalışması ve bunu devletin ekonomik durumunu düşünerek özel sektör ile yapmaya çalışmasını izliyoruz. Bu dönem liberal ekonomik yapı olarak adlandırılmaktadır.

1929 yılı sonrasında 1930’lu yıllarda geride kalan 1923-1929 döneminde özel sektöründe ekonomide çok etkili olmaması nedeniyle ve 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran nedeniyle 1929 sonrası Devletçilik benimsenerek ekonomi politikaları devlet üzerinden işlemesi sağlanmıştır. Atatürk’ün bu süreçte uyguladığı devletçilik modeli sosyalizm prensibine dayanan kolektivist, komünizm gibi bir sistem değil tam tersine özel kesime öncülük yaparak ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve ülkeyi refaha kavuşturmaktır.

Karar verilen kalkınma planları çerçevesinde açılan fabrikalar, kurulan kurumlar ekonomi için büyük önem arz etmekte ve devlet için kritik bir konumda yer almaktadır. Yani 1923 – 1938 yılları arasında yer alan süreçte sağlam ekonomi politikaları uygulanmış ve sonraki döneme devredilmiştir.

Yazı Yazı: Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları ve Gelişmeler (1923-1929)


Bilginin Deposu

Üniversiteye Hazırlık Rehberi olan Bilginin Deposu, Sizlere YKS Sınavı için Ders Notları, Deneme Sınavları, PDF Arşivi, Meslek Rehberi, Çalışma Programlarını hazırlamak için yardımcı bir Eğitim Bloğudur.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir